Turkish - English
Turkish - English
German - English
French - English
Spanish - English
English Synonyms
Turkish - English Sentences
Translation
Remove Ads
Login / Register
Turn off the lights
Türkçe
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Translation
Synonyms
Sentences
Tools
Resources
About Us
Contact
Login / Register
EN-TR
Turkish - English
German - English
Spanish - English
French - English
English Synonyms
Turkish - English Sentences
Turkish - English
French - English
German - English
Hide
Details
Clear
History :
periclinal
warning level
plague
underfish
initial absorption
Bodenblech
Zweikomponenten-Kleber
spoliating
droop
hot-poured
twink
multi-unit developing tank
amendable
elastic modulus
resisa
chip hat
quimerista
creed
repack
junction diode
hyperbolic shell
-rel
ragging
bother
oxeye
between and
Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau
History
Sentences
Meanings of
"between and"
in Turkish English Dictionary : 1 result(s)
Category
English
Turkish
General
1
General
between and
prep.
ile arasında
Meanings of
"between and"
with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)
Category
English
Turkish
General
1
General
gap between rich and poor
n.
zengin ile fakir arasındaki uçurum
2
General
clash between the police and the demonstrators
n.
polis ile göstericiler arasında yaşanan çatışma
3
General
clash between the police and the demonstrators
n.
polis ile göstericiler arasında yaşanan arbede
4
General
time between dog and wolf
n.
köpek ve kurt arasındaki zaman
5
General
the linkage between observation and reality
n.
gözlem ve gerçeklik arasındaki bağ
6
General
differences between male and female brains
n.
dişi beyni ile erkek beyni arasındaki farklar
7
General
be few and far between
v.
çok seyrek olmak
8
General
be few and far between
v.
nadir rastlanmak
9
General
shuttle back and forth between two countries
v.
iki ülke arasında mekik dokumak
10
General
be between a rock and a hard place
v.
iki arada kalmak
11
General
be between a rock and a hard place
v.
iki arada bir derede kalmak
12
General
fluctuate between something and something else
v.
arasında dalgalanmak
13
General
between now and tomorrow
adv.
yarına kadar
14
General
by and between
adv.
tarafından ve aralarında
15
General
by and between
adv.
tarafından aralarında
16
General
between 1999 and 2003
adv.
1999-2003 arasında
17
General
between 1999 and 2003
adv.
1999-2003 arası
18
General
between four in the afternoon and midnight
adv.
öğleden sonra dört ile gece yarısı arasında
19
General
between dream and reality
adv.
hayal ile gerçek arasında
20
General
betwixt and between
prep.
ne bu ne o
21
General
betwixt and between
prep.
ne o ne bu
22
General
betwixt and between
prep.
ikisinin ortası
Phrasals
23
Phrasals
oscillate between someone and someone
v.
iki şey arasında kalmak (karar verememek)
24
Phrasals
oscillate between someone and someone
v.
iki seçenek arasında kararsız kalmak
25
Phrasals
split something between (something and something else)
v.
(iki kişi) arasında bölüştürmek
26
Phrasals
split something between (someone and someone else)
v.
(iki kişi) arasında bölüştürmek
27
Phrasals
waver between someone and someone else
v.
iki kişi arasında kararsız kalmak
28
Phrasals
arbitrate between (someone and someone else)
v.
(biriyle diğerinin) aralarını bulmak
29
Phrasals
arbitrate between (someone and someone else)
v.
uzlaştırmak
30
Phrasals
arbitrate between (someone and someone else)
v.
barıştırmak
31
Phrasals
arbitrate between (someone and someone else)
v.
(iki taraf arasındaki) sorunu gidermek/çözmek
32
Phrasals
arbitrate between (someone and someone else)
v.
(iki tarafı) barıştırmak
33
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) bocalamak
34
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) ikilemde kalmak
35
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) arasında havada/asılı kalmak
36
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
üzerinde uçmak/tur atmak
37
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) arasında kararsız olmak
38
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) duraksamak
39
Phrasals
fall between (something and something else)
v.
(bir şeylerin) arasına girmek
40
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) tereddüt etmek
41
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) ikircikte kalmak
42
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) ikircikli olmak
43
Phrasals
fall between (something and something else)
v.
(bir şeyle başka bir şey/iki şey) arasına düşmek
44
Phrasals
arbitrate between (someone and someone else)
v.
(iki taraf arasındaki) anlaşmazlığı gidermek/çözmek
45
Phrasals
arbitrate between (someone and someone else)
v.
(iki tarafı) uzlaştırmak
46
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) tereddütte kalmak
47
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) kararsız kalmak
48
Phrasals
arbitrate between (someone and someone else)
v.
(iki taraf arasında) anlaşma sağlamak/ara buluculuk yapmak
49
Phrasals
get between (someone or something and someone or something else)
v.
(bir kişi veya şeyle başka bir kişi veya şey/iki kişi veya şey) arasına girmek/sızmak
50
Phrasals
get between (someone or something and someone or something else)
v.
(bir kişi veya şeyi başka bir kişi veya şeyden/iki kişi veya şeyi birbirinden) ayırmak/uzaklaştırmak
51
Phrasals
judge between (someone or something and someone or something else)
v.
iki zıt kişi veya şey arasında karar vermek
52
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) duraksamak
53
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) tereddüt etmek
54
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) tereddütte kalmak
55
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) arasındaki kararı havada/askıda bırakmak
56
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) arasındaki kararı havada/askıda bırakmak
57
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) gidip gelmek
58
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) ikircikli olmak
59
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) arasındaki karar havada/askıda kalmak
60
Phrasals
step between (someone or something and someone or something else)
v.
(iki kişi veya şey) arasına girmek/adım atmak
61
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) arasında havada/asılı kalmak
62
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) karar verememek
63
Phrasals
judge between (someone or something and someone or something else)
v.
iki zıt kişi veya şey arasında seçim yapmak
64
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) karar verememek
65
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) gidip gelmek
66
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) ikircikte kalmak
67
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) arasında kararsız olmak
68
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) ikilemde kalmak
69
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) arasındaki karar havada/askıda kalmak
70
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) kararsız kalmak
71
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
üzerinde uçmak/tur atmak
72
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) bocalamak
73
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
seçenekler arasından bir seçim yapmaya çalışmak
74
Phrasals
judge between (someone or something and someone or something else)
v.
(iki veya birkaç şeyden/kişiden birinde) karar kılmak
75
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
(iki şey arasında) gidip gelmek
76
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
iki şey arasında asılı kalmak
77
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
iki seçenek arasında kalmak
78
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
sürüncemede kalmak
79
Phrasals
judge between (someone or something) (and someone or something else)
v.
(iki veya bir kaç şey/kişi) arasında seçim yapmak
80
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
havada asılı kalmak
81
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
seçenekler arasında bocalamak
82
Phrasals
judge between (someone or something and someone or something else)
v.
(iki veya birkaç şeyden/kişiden) birine karar vermek
83
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
seçenekler arasında bir karar vermeye çalışmak
84
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
muallakta kalmak/olmak
85
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
seçenekler arasından bir seçim yapmaya çalışmak
86
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
muallakta kalmak/olmak
87
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
sürüncemede kalmak
88
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
(iki şey arasında) gidip gelmek
89
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
(iki şey arasında) kararsız kalmak/karar verememek
90
Phrasals
judge between (someone or something and someone or something else)
v.
(iki veya bir kaç şey/kişi) arasında seçim yapmak
91
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
seçenekler arasında bocalamak
92
Phrasals
judge between (someone or something) (and someone or something else)
v.
(iki veya birkaç şeyden/kişiden) birine karar vermek
93
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
iki şey arasında asılı kalmak
94
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
havada asılı kalmak
95
Phrasals
judge between (someone or something) (and someone or something else)
v.
(iki veya birkaç şeyden/kişiden birinde) karar kılmak
96
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
(iki şey arasında) kararsız kalmak/karar verememek
97
Phrasals
hover between something (and something else)
v.
seçenekler arasında bir karar vermeye çalışmak
98
Phrasals
fall between (something and something else)
v.
(bir şeyle başka bir şeyin) arasına/ortasına düşmek
99
Phrasals
vacillate between (thing) and (another)
v.
(iki durum/hal) arasında gidip gelmek
100
Phrasals
vacillate between (one person or thing) and (another)
v.
(iki kişi/iki şey) arasında kararsız kalmak
101
Phrasals
vacillate between (one person or thing) and (another)
v.
(iki kişi/iki şey) arasında kalmak
102
Phrasals
vacillate between (thing) and (another)
v.
(iki durum/hal) arasında dalgalanmak
103
Phrasals
vacillate between (one person or thing) and (another)
v.
(iki kişi/iki şey) arasında karar verememek
104
Phrasals
alternate between something and something else
v.
biriyle başka biri arasında gidip gelmek
105
Phrasals
alternate between something and something else
v.
biriyle başka biri arasında sırayla yapılmak
106
Phrasals
alternate between (someone and someone else)
v.
(biriyle başka biri) arasında gidip gelmek
107
Phrasals
alternate between (someone and someone else)
v.
(biriyle başka biri arasında) sırayla yapılmak
108
Phrasals
alternate between (someone and someone else)
v.
(biriyle başka biri) arasında değişimli/dönüşümlü olmak
109
Phrasals
alternate between something and something else
v.
biriyle başka biri arasında değişimli/dönüşümlü olmak
110
Phrasals
alternate between (someone and someone else)
v.
(biriyle başka biri) arasında gidip gelmek
111
Phrasals
alternate between (someone and someone else)
v.
(biriyle başka biri) arasında değişimli/dönüşümlü olmak
112
Phrasals
alternate between something and something else
v.
biriyle başka biri arasında gidip gelmek
113
Phrasals
alternate between (someone and someone else)
v.
(biriyle başka biri arasında) sırayla yapılmak
114
Phrasals
alternate between something and something else
v.
biriyle başka biri arasında değişimli/dönüşümlü olmak
115
Phrasals
alternate between something and something else
v.
biriyle başka biri arasında sırayla yapılmak
116
Phrasals
come between (something and something else)
v.
(bir şeyle başka bir şeyin) arasında yer almak/gelmek
117
Phrasals
come between (someone and someone else)
v.
(iki kişinin) arasına girmek
118
Phrasals
come between (someone and someone else)
v.
(biriyle başka birinin) arasında olmak
119
Phrasals
come between (something and something else)
v.
(bir şeyle başka bir şeyin) arasında olmak
120
Phrasals
come between (someone and someone else)
v.
(biriyle başka birinin) ilişkisine burnunu sokmak
121
Phrasals
come between (someone and someone else)
v.
(iki kişinin) arasında olmak
122
Phrasals
come between (someone and someone else)
v.
(biriyle başka birinin) arasında yer almak/gelmek
123
Phrasals
come between (someone and someone else)
v.
(biriyle başka birinin) arasına girmek
124
Phrasals
come between (something and something else)
v.
(iki şeyin) arasında olmak
125
Phrasals
decide between (someone and someone else)
v.
(biriyle başka biri) arasında bir karar vermek
126
Phrasals
decide between (someone and someone else)
v.
ikisinin arasından birini seçmek
127
Phrasals
decide between (someone and someone else)
v.
(biriyle başka biri) arasında bir seçim yapmak
128
Phrasals
decide between (someone and someone else)
v.
ikisinin arasında karar vermek
129
Phrasals
differentiate between (someone or something and someone or something else)
v.
(biriyle/bir şeyle biri/bir şey) arasında fark oluşturmak
130
Phrasals
discern between (someone or something) and (someone or something)
v.
(birini/bir şeyi birinden/bir şeyden) ayırt etmek
131
Phrasals
differentiate between (someone or something and someone or something else)
v.
(birini/bir şeyi birinden/bir şeyden) farklı hale getirmek
132
Phrasals
differentiate between (someone or something and someone or something else)
v.
(biriyle/bir şeyle birini/bir şeyi) ayırt edilebilir hale getirmek
133
Phrasals
differentiate between (someone or something and someone or something else)
v.
(birini/bir şeyi birinden/bir şeyden) ayırmak
134
Phrasals
discern between and
v.
birbirinden ayırmak/ayırt etmek
135
Phrasals
differentiate between (someone or something and someone or something else)
v.
(biriyle/bir şeyle birini/bir şeyi) ayırt etmek
136
Phrasals
discern between (someone or something) and (someone or something)
v.
(biriyle birini/bir şeyle bir şeyi) birbirinden ayırt etmek
137
Phrasals
differentiate between (someone or something and someone or something else)
v.
(biriyle/bir şeyle biri/bir şey) arasında ayrım yaratmak
138
Phrasals
differentiate between (someone or something and someone or something else)
v.
(biriyle/bir şeyle biri/bir şey) arasında fark görmek
139
Phrasals
discern between (someone or something) and (someone or something)
v.
(birini/bir şeyi birinden/bir şeyden) ayırmak
140
Phrasals
fluctuate between (someone and someone else)
v.
(biriyle başka biri) arasında tereddüt etmek
141
Phrasals
fluctuate between (something) and (something)
v.
(bir şeyle bir şey) arasında tereddüt etmek
142
Phrasals
fluctuate between (something) and (something)
v.
(bir şeyle bir şey) arasında gidip gelmek
143
Phrasals
fluctuate between (someone and someone else)
v.
(biriyle başka biri) arasında muallakta kalmak
144
Phrasals
fluctuate between (something) and (something)
v.
(bir şeyle bir şey) arasında kararsız kalmak
145
Phrasals
fluctuate between (someone and someone else)
v.
(biriyle başka biri) arasında kararsız olmak
146
Phrasals
fluctuate between (someone and someone else)
v.
(biriyle başka biri) arasında gidip gelmek
147
Phrasals
go between (someone or something and someone or something else)
v.
(biriyle/bir şeyle başka birinin/bir şeyin) arasına girmek/sızmak
148
Phrasals
go between (someone or something and someone or something else)
v.
(biriyle/bir şeyle başka birinin/bir şeyin) arasından geçmek/gitmek
149
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) arasında ikircikte kalmak
150
Phrasals
hover between (something) and (something else)
v.
(bir şeyle diğeri/iki şey) arasında duraksamak
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of between and
×
Term Options
Correct / Suggest
French English Dictionary
Spanish English Dictionary
German English Dictionary
English Synonyms Dictionary
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy